Kadın Kuaföründe Bir Tuhaf Hikaye

17.01.2019
KUAFÖR YAZILARI 2Kadınların hep kendilerini birilerine; özellikle de bir erkeğe beğendirmek için saçına başına, kılığına kıyafetine dikkat ettiği, söylenir. 


Kimilerine göre de tam tersi, bir kadın ancak başka bir kadın için kendine dikkat eder; başka kadınlar tarafından kıskanılmak ister. 


Tesadüfen bir kadının başka bir kadın arkadaşıyla karşılaştığında onları gözlemleyin.


Arkadaşı, biraz makyaj yapmış, normalde giyindiğinde biraz farklı giyinmiş ve takılar takmışsa, diğeri hemen methiyeler düzmeye başlar. Ne güzel olmuşsundan tutun da bu küpeler sana çok yakışmışa kadar… 


Peki, tüm kadınlar birbirine karşı bu kadar sevgi dolu, bu kadar övmeye hazır, bu kadar sempatiyle mi yaklaşıyor? 


Bunun en iyi örneği, kadının kadına düşman olduğu (bazen de bir o kadar sevecen; lakin konumuz işin bu tarafı değil) yer: Kuaför salonları. 


Kapıdan içeri girer girmez içerideki tüm kadınların gözleri size çevrilir; tepeden tırnağa süzerler sizi… 


En ince ayrıntılara inerler… Saçınızın kesimine, rengine; kaşlarınızın şekline; ellerinizin manikürüne; eğer yazsa ve ayağınızda sandaletleriniz varsa ayaklarınızın pedikürüne… Tüm gözler üzerinizdeyken kuaföre ve içeridekilere belli belirsiz bir selam verirsiniz. İzlenmenin verdiği rahatsızlıkla kendinize boş bir yer bakarsınız. Bulduğunuz o boş yere de bırakıverirsiniz kendinizi… 


Eğer kendinizi iyi hissediyorsanız daha bir özgüvenli davranırsınız; ancak o gün pek keyfiniz yoksa ya da o gün için kendi görünümünüzden hoşnut değilseniz, kuafördeki diğer kadınlarla göz göze gelmemeye çalışırsınız. Onlarsa siz gireli birkaç dakika geçmiş olmasına rağmen sizi süzerler hala, göremedikleri ayrıntıları da iyice belirleyebilmek için. Sizse elinizi ayağınızı nereye koyacağınıza, hangi yöne bakacağınıza kararsız, mecbur, arada göz göze gelirsiniz. 


Sıra size gelir. Belki, sadece saçınızı kestirmeye gelmişsinizdir; ancak az önce sizi süzen diğer kadınların bazıları yorum yapmaya da başlarlar: “İstersen saçına biraz gölge attır”, “Bir ton açsan daha mı iyi olur acaba?”… Bir şekilde onları atlatıp saçlarınızı uçlarından kestirmek istediğinizi söylersiniz. 


Bu kez de: Katlı kesim sana çok yakışırdan kısa saç sana çok yakışıra uzanan bir süreç sizi bekler. Saç kestirme işlemi biterken kuaförün yardımcılarından birisi “kaş-bıyık var mı?” diye sorar yüzünüze dikkatlice bakarak… İstemiyorum, dersiniz.


Sonra diğer yardımcılardan biri gelip ellerinize bakarak manikür isteyip istemediğinizi, sorar. Hepsinde o yargılayıcı bakış ve ses tonu vardır.  Aynanın önündeki saçlarınızı kestirdiğiniz döner sandalyeyle arkanıza döndüğünüzde, yine o yargılayıcı bakışları görürsünüz; biraz daha dikkatli bakınca… Sizi yargılayan o gözlerin sahiplerinin omuzlarına atılmış lekeli havlular, saçları, alınlarının saçlarıyla birleştiği noktalar çamurdan bir renge bulanmış ve ıslak, ayakları bir leğenin içinde, elleri bir o yana bir bu yana çekiştiren başka bir kadının elinde, yüzlerindeyse çektikleri acının izleri olduğunu görürsünüz. 


Birden bu görüntü çok tuhaf ve komik gelir, size. Ücreti ödeyip çıkarsınız. 


Hatice Özgiden